|
Bir gün Üftade hoca talebelerinden kendisine çiçek getirmelerini
ister.
Vardır bunda bir hikmet diye her talebe çiçeklerin en âlâsından, en
râyihâlılarından getirirler. Aziz Mahmud Hüdâyî ise kupkuru cılız mı cılız bir
çiçekle şeyhinin önüne çıkmış.
Diğer talebeler haliyle merakla şeyhinin ne
diyeceğini beklerler.
Şeyhi: "... Bu çiçek ne demek?"
Aziz Mahmud Hüdâyî ise
buraya yazmama sebep olan ve bugünlere kadar gelen cevabını söyleyiverir:
"Hocam, siz bana bir çiçek getirmemi söylediniz. Fakat ne tarafa dönsem nereye
baksam tabiat hep O'nu zikretmekte, hep O'nun ism-i şerifiyle hemhâl olmakta.
Onları zikirlerinden mahrum bırakmamak için ben de bu kuru, cansız, ölmüş
çiçeği getirdim
|